Çocuk

 

Üstün yeteneklilik; çocuğun gelişimsel olarak akranlarından daha farklı özellikler sergilemesine; bilişsel, dil, fiziksel ve sosyal-duygusal gelişim alanları arasında dengesizliklere yol açan asenkronik bir gelişimdir. Bilişsel olarak on yaşındaki bir çocuk gibi çıkarımlarda bulunan, sebep-sonuç ilişkileri kuran, yetişkinlerle adeta bir yetişkinmiş gibi sohbet eden altı yaşındaki bir çocuğun, oyuncağıyla oynamak isteyen diğer bir çocuk karşısında bağırarak ağlamaya başlaması ve üç yaşında bir çocuk gibi davranması bu uyumsuzluğa işaret etmektedir. Üstün yetenekli çocukların kendilerine özgü gelişimsel özellikleri, onların çeşitli sosyal ve duygusal problemlerle karşılaşmalarına neden olabilmektedir.

Üstün yetenekli çocukların birçoğunda; arkadaş edinemeyerek yalnız kalma, aşırı mükemmeliyetçi tutumları nedeniyle becerilerini sergilemekten çekinme, karşılaştıkları durumlara üst düzey bir duyarlılıkla yaklaşarak geliştirdikleri anksiyete, endişe ve korkular sosyal ve duygusal problemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Arkadaş Edinme

Arkadaşları tarafından kabul görmeyerek izole olma durumu çocuk için akademik başarısızlıktan çok daha zarar verici bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Arkadaş edinme; okullu olmanın getirdiği önemsiz bir özellik değil, çocuğun tüm yaşamı boyunca kuracağı ilişkilerin yapıtaşını oluşturacak olan bir faktördür. Yalnız çocuklar diğer çocukların kolayca baş edebildiği stres ve zorluklar karşısında daha fazla zorlanmakta ve bu durum yetişkinlikte de devam etmektedir. Üstün yetenekli çocukların oynamaktan hoşlandıkları oyunlar, ifade edici dil becerileri, yapmaktan zevk aldıkları etkinliklerin arkadaşlarından farklı olması, arkadaşlarıyla aralarında bir engel oluşturmakta, onları arkadaşlarından uzaklaştırmaktadır. Bu çocuklarda kendini diğerlerinden farklı hissetme, okuldaki gruba ait hissetmeme duygusu oldukça yaygındır. Birçok üstün yetenekli çocuk arkadaş edinmekte sıkıntı çekmektedir. Bazı üstün yetenekli çocuklar arkadaşları tarafından kabul görmek için özel yeteneklerini ve farklı ilgilerini gizlemeye çalışarak onlar gibi görünme çabası içine girme yolunu seçebilmekte ve bu yolla yalnız kalmanın önüne geçmeye çalışmaktadırlar. Bazıları ise arkadaş edinebilmek için bir çıkış yolu bulamamakta ve yalnız kalmaktadır. Oysa bu çocukların kendilerini farklı yönleriyle kabul ettirerek arkadaş edinmeleri mümkündür.

Neler yapılabilir?

  • Çocuğun yaşadığı deneyimler, duyguları ve sıkıntıları eleştirilmeden dinlenmeli, çocuğun içinde bulunduğu durum, ihtiyaçları anlaşılmalıdır. 
  • Çocuğun arkadaşlık becerilerini geliştirmesine örnekler sunacak nitelikte bir hikaye çocuğa önerilebilir, eğer çocuğun yaşı küçükse yetişkin tarafından çocuğa okunabilir. Aynı amaç doğrultusunda filmler izlettirilebilir. Sonrasında tartışılabilir.
  • Birçok üstün yetenekli çocuk, birtakım sosyal davranışların kazandırılmasına yönelik etkinliklere ihtiyaç duymaktadır. Çocuğun arkadaşlık ilişkilerinde sıkıntıya neden olan davranışları belirlenmeli ve uygulanacak etkinliklerle çocuğun kendisini geliştirmesi desteklenmelidir.
  • Üstün yetenekli çocuklar yaşıtlarına göre farklı özellikler sergilemekle birlikte onlarla birçok ortak özellikleri de bulunmaktadır. Üstün yetenekli çocuğun diğer çocuklarla benzer yönleri ve ortak noktalarının ön plana çıkarılarak vurgulanması, çocuğun kendisini arkadaşlarından farklı hissederek uzaklaşma eğilimini azaltabilir. Bazı durumlarda çocukların farklılık algısı gerçekte olduğundan çok daha fazla olabilmektedir.
  • Çocuğun üstün yetenekli olan çocuklarla tanışmasının sağlanması, yeni arkadaşlar edinmesine zemin hazırlayabilir.
  • Çocuğun ilgi duyduğu konular doğrultusunda gruplara katılarak kendisiyle aynı ilgilere sahip olan diğer çocuklarla bir arada bulunması yeni arkadaşlık fırsatları oluşturabilir. Örneğin satrançtan hoşlanan bir çocuk, satranç kulübüne üye olabilir ve hafta sonları burada kendisiyle aynı ilgiye sahip diğer çocuklarla zaman geçirebilir. Benzer ilgiler çocuklar arasında arkadaşlık kurulmasını kolaylaştırıcı bir zemin hazırlayabilir.
  • Farklı arkadaş grupları çocuğa farklı deneyimler kazandıracaktır. Kendisiyle aynı ilgiye sahip arkadaşlar, zihinsel olarak onunla aynı seviyede olan yaşça büyük arkadaşlar, üstün yetenekli olan arkadaşlar ve sınıfında bulunan kendi yaş grubundaki arkadaşlar çocuğun arkadaşlık kurabileceği farklı gruplardır. Çocuğun her bir grubun kendisinin arkadaşlık ihtiyaçlarını farklı anlamda karşılayacağını fark etmesi sağlanmalıdır. Farklı arkadaşlıklar farklı deneyim fırsatları sunacaktır.

Anksiyete, Endişe ve Korkular

Kaygı, bunaltı ya da sıkıntı olarak da adlandırabileceğimiz anksiyete, duygulanımda kaygı yönünde artış olduğunu ifade eden korkuya benzer bir duygudur. Çocuk bunu sanki kötü bir şey olacakmış gibi nedeni belirsiz bir endişe olarak algılamaktadır. Üstün yetenekli çocuğun içinde bulunduğu durumdan haberdar ancak düşüncelerini açıklayamayacak kadar küçük yaşta olması, üst düzey empati kurma yeteneği ve normalden farklı olan istisnai hayal gücü; çocukta anksiyete, endişe ve korkuların gelişmesine neden olabilir. Üstün yetenekli çocuk kafasında çeşitli kuruntular üreterek bunlardan endişe duyabilir. Bu endişeler çocuğu yerine getirmesi gereken temel işleri yerine getirmekten alıkoyuyorsa, bu durum çocuğun yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmektedir.

Neler Yapılabilir?

  • Anksiyeteyi arttırıcı en önemli faktör; çocuğun kendisini hiç kimsenin anlamadığı inancıdır. Bütün çocuklar gibi üstün yetenekli çocuklar da kendilerini rahatlatacak yetişkinlere ihtiyaç duymaktadırlar. Baskı altında tutulmaya değil, mantıklı açıklamalara ihtiyaç duymaktadırlar.
  • Çocuk kendisini kaygılandıran durum hakkında konuşmaya teşvik edilmeli, konuşurken konuşması bölünmemeli ve onun adına konuşulmamalıdır. Söyledikleri ve hissettikleri hakkında asla sorgulanmamalı, “bu şekilde hissetmelisin” denilerek duyguları düzeltilmeye çalışılmamalıdır. Çocuk duygularını anlatırken, yetişkin ara sıra başını sallayarak ve sessizce dinleyerek, çocuğun anlattıklarını anladığını ve saygı duyduğunu göstermelidir. Çocuğun anlattıklarının sakin bir şekilde dinlenerek, hayatta bir çok problemin olabileceğinin ancak bunlarla baş etmek için uğraşmak gerektiğinin vurgulanması, kaygının üstesinden gelmek için bir başlangıç noktası olabilir.
  • Yetişkin örneğin sınav kaygısı yaşayan çocuğa “Yaklaşan SBS sınavından dolayı seni sıkıntılı görüyorum, ben de yabancı dil sınavına girerken kendimi sıkıntılı hissetmiştim” diyerek konuya girebilir, sınav öncesi sıkıntılarını yenmek için kendisinin neler yaptığını, hislerini de içine katarak adım adım anlatabilir. Üstün yetenekli çocuklar; değer verdikleri yetişkinlerin de kendileri gibi bir takım sıkıntı ve endişeler yaşayabileceklerini öğrendiklerinde rahatlarlar ve bunun üstesinden gelmenin mümkün olduğunu, olumlu, yerinde adımlarla bu sorunları kendilerinin de çözebileceklerini anlarlar.
  • Çocuğun kendisini zorlayan durum hakkında farklı şekilde düşünmesi, olaya bakış açılarından yaklaşması desteklenebilir. Kendisini rahatsız eden konuda hikayeler okunarak tartışılabilir, konu ile ilgili fıkralar anlatılabilir. Çocuğu neşelendirecek espriler yapılabilir.
  • Çocuğun kaygı nedeni kendisine büyük hedefler belirlemiş olması ve bunları başaramama endişesiyse; hedeflere bir bütün olarak yaklaşmak yerine bu hedefleri küçük parçalara bölerek teker teker elde etmeye çalışması için yönlendirmek suretiyle çocuğa yardımcı olunabilir.

Aşırı Mükemmelliyetçilik

Mükemmeliyetçilik çocuğun yaptığı işi en mükemmel şekilde yapma, verilen görevleri mümkün olan en başarılı şekilde tamamlama isteğine işaret etmektedir.  Mükemmelliyetçilik; çalışmalarında titiz olma, özenme, elinden gelenin en iyisini yapma şeklinde olumlu olarak algılanabilecek bir durumken , bu durumun giderek bir takıntı halini alması ve çocukta rahatsız edici düşüncelere, dolayısıyla aşırı tepkilere yol açması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Üstün yetenekli çocuklar; üst düzey yeteneklerinden dolayı kendilerini baskı altında hissedebilmekte, kendilerine güvenen, değer veren kişileri memnun edememekten endişe duyabilmektedirler. Bazen çocuğun sınıftaki arkadaşlarından daha ilerde olmasından kaynaklanan bir aşırı mükemmeliyetçilik durumu söz konusu olabilir. Çocuk kendini değerli hissetme duygusunu başarıyla ilişkilendirebilir, kendisine aile ve öğretmenlerinin beklentilerinin üzerinde, ulaşılması güç standartlar belirleyebilir. Bazı durumlarda üstün yetenekli çocuğun başarısız olmasının altında yatan sebep aşırı mükemmeliyetçilik olabilmektedir. Çocuk çok fazla çalışıp başarısız olma kaygısı yaşamaktansa, az çaba göstererek başarısız olmanın daha iyi olduğuna kendisini inandırabilmektedir. 

Aşırı mükemmeliyetçilik ile başarılı olma arasındaki farkı kavrayamayan çocuk rahatsız edici birtakım düşünceler geliştirmekte ve bu düşünceler çocuğun davranışlarına etki ederek onu strese sokmakta, ilerlemesini engellemektedir. Aşırı mükemmeliyetçilik başarılması imkansız standartları da içermekte, mükemmeliyetçi çocuk hiçbir zaman hata yapamayacağını, her zaman başarmak, en iyiyi yapmak zorunda olduğunu düşünmekte ve çoğunlukla başarıları dolayısıyla ödül ve onay almayı beklemektedir. Oysa üst düzey başarı göstermek farklı bir standarttır. Çocuk üst düzey başarı göstermek için çabalarken, risk almakta ve yeni şeyler denemek için kendini özgür hissetmektedir. Her zaman en başarılı olması gerektiğini düşünmemekte hatta bazen istediği sonuca ulaşamayabileceğinin bilincinde olmaktadır.

Neler Yapılabilir?

  • Çocuğa olduğu gibi kabul edildiği hissettirilmeli, ona verilen değerin sadece yaptıkları ve başarılarıyla kazanılabilir olduğu düşündürülmemelidir. Çocuğun ilgilerine ve kişiliğine değer verilmelidir.
  • Büyük plan ve projelerin nasıl küçük daha kolay başarılan adımlara bölünebileceği çocuğa gösterilmeli, gerçekçi hedefler belirlemesine yardımcı olunmalıdır.
  • Hataların da öğrenme sürecinin bir parçası olduğu, herkesin hata yapabileceği, hatalardan da çok şey öğrenileceği vurgulanmalıdır.
  • Çocuğa belli sonuçlara varabilmek için sabırlı olması gerektiği, bunların çok hızlı bir şekilde gerçekleşmeyeceği anlatılmalı, örnek olaylarla bu anlatılanlar pekiştirilmelidir.
  • Hiç kimsenin her alanda mükemmel olamayacağı vurgulanmalıdır.
  • Çocuğun çabaları takdir edilmeli, sadece ürün değil sürece de önem verildiği belirtilmelidir. Çocuğun ne yaptığından çok neler öğrendiğine odaklanılmalı, başarıya değer verildiği kadar emek ve çabaya, çalışmaya da değer verildiği vurgulanmalıdır.
  • Çocuğun anne veya babasıyla baş başa özel zaman geçirmesi(birlikte yürüyüşe çıkarak sohbet etmek vb.), ebeveyniyle paylaşımlarda bulunması, anne-babanın çocuğunu iyi tanıması, çocuğun problemlerinin, beklentilerinin daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. Çocuğunu iyi tanıyan ebeveynlerle yapılacak öğretmen-veli işbirliği daha etkili sonuçlar alınmasına vesile olacaktır.

Gerek arkadaş edinme, gerek anksiyete, gerekse aşırı mükemmeliyetçilik problemlerinde temel çözüm noktası çocuğun eleştirilmeden dinlenerek probleminin küçümsememesi ve yetişkinin her zaman yanında olduğunu çocuğun hissetmesidir. Problemin ne olduğunun iyi belirlenir, çocuğun problem dolayısıyla ne tür sıkıntılar yaşadığı, ne tür endişelerinin olduğu iyi anlaşılır, çocuğun kişilik yapısına uygun çözümlerin neler olabileceği üzerinde durulur ve aileyle işbirliği yapılırsa, karşılaşılabilecek her tür problemle mücadele etmek daha kolay ve daha etkili olacaktır.

Kaynaklar

Asher, S.R. ve Parker, J.G. (1989) Significance of Peer Relationship Problems in Childhood. Netherlands: Academic Publishers. 

 

Freedman,J ve Jensen,A.(1999) Joy and Loss: The Emotional Lives of Gifted Children. USA:Kidsource. 

 

Frosh,S.(1983) Children and Teachers in Schools. London:Academic Press. 

 

Galbraith,J.(1999) The Gifted Kids’ Survival Guide. USA:Free Spirit Publishing. 

 

Gür,Ç. (2010) Do Gifted Children have Similar Characteristics? : Observation of Three Gifted Children. International Conference on Education and Educational Psychology (ICEEPSY 2010) 2-5 Aralık, 2010, Girne, KKTC.

 

 

Göztepe Mah. Dr.Rıfat Paşa Sk. Sadık Bey Ap. No:27 K:12 D:12 Göztepe İstanbul
0216 386 70 92